20 Kasım 2010 Cumartesi

Kuzucuğun Banyo Keyfi

,Son kontrolümüzde doktorumuz söylemişti, Ece artık banyoyu daha çok sevecektir, diye. Yok artık, demiştik. İnanılır gibi değil ama gerçekten daha çok seviyor. Banyoda kıyameti koparmalarımız yok artık.

İşte Ececik'in banyo öncesi keyfi... Suyu dökünce kahkahalar yok henüz ama ağlamıyor da :)

17 Kasım 2010 Çarşamba

Kuzucuk "BABA" dedi :)

nAğlasam mı sevinsem mi bilmiyorum. Meleğim ilk defa anlamlı bir kelime söyledi. Ama söyleye söyleye BABA dedi :(. Bir anneye de bu kadar haksızlık yapılmaz ki ! Hem babaya benziyor, babasının kopyası denebilir. Hem babaya daha çok gülüyor, daha çok oynuyor onunla, şimdi de BABA dedi. Bu kadar da babacı olunmaz ki canım!

Şaka bir yana, insanın kızının söylediği ilk kelimeyi duyması çok keyifli birşeymiş. Varsın BABA desin. Ececik şimdiye kadar agu, gu, au gibi sesler çıkarıyordu ama anlamlı birşey söylememişti hiç. Hatta daha erken olduğu için böyle bir beklentimiz de yoktu kendisinden. Dün gecenin 2'sinde uyandı, uyumaya niyeti bile yoktu, hatta o saatte bizimle oyun oynamaya çalışıyor, gülücükler falan yapıyordu. Bu arada agu ve benzeri sesleri çıkarırken birden gayet net ve anlaşılır bir şekilde BABA deyiverdi. Hem de ba ba ba sesleri çıkartıp uzatarak falan değil, bariz bir şekilde BABA dedi. Koray'la birbirimize bakakaldık, çok şaşırdık. Tabi ki, bilinçli bir şekilde, babasına seslenmek için söylemedi, sesleri birleştirdi sonuçta ama olsun bu da bir gelişme. Koray kuzucuğu hep 'Babam' diyerek sevdiği için kolay söyledi heralde.

Bu arada annem de geçen hafta, 'Ece galiba baba dedi' demişti ama o kadar tereddütlü söylemişti ki, biz heralde ona öyle gelmiştir, diye düşünmüştük. Şimdi de kızıyor bize, 'ben söyleyince inanmıyorsunuz' diye. Olsun canım, insanın kendisinin duyması ayrı güzel.

12 Kasım 2010 Cuma

Kızımdan ayrı koca bir gün :(

5 ay aradan sonra bugün işe geri döndüm. Zaten o kadar uzun süre ara verip de işe başlamak yeteri kadar zorken, meleğimden ayrı koca bir gün geçirecek olmak fikri kesinlikle korkunçtu.

Sabah ben çıkarken fındıkkurdum mışıl mışıl uyuyordu, melek gibiydi. İşte öğlene kadar zaman çabuk geçti de öğleden sonrası oldukça zordu. Kızımı çok özledim. Ece'nin de evde keyfi gayet yerindeymiş. Akşamüstü sadece bir ara içli içli ağlamış, annem öyle dedi :(. Bu 'içli içli' kısmını da annem ekledi tabi :).
Akşam eve nasıl döndüğümü bilemedim, tam bir trafik canavarına dönüştüm. Neyse sağ salim eve geldiğimde, kızım babasının kucağındaydı. Beni görünce önce bir güldü. Sonra kucağıma alınca da huysuzlandı, mızırdandı, kapris yaptı bana yavru kuşum. Tabi sonra yelkenleri suya indirdi, yattı koynuma boğazıma sürtüne sürtüne, beni koklaya koklaya uyumaya çalışıyor. Ondan sonra da emerken uyuyakaldı. Şimdi mışıl mışıl uyuyor yine, sabaha kadar uyur heralde artık. Ancak 1 saat görüşebildik :(, banyosunu bile yaptıramadık meleğimin.

İşte bu da bana surat yaparkenki halleri...


11 Kasım 2010 Perşembe

Süper anneanne işbaşı yaptı :)

Süper anneannenin kuzucuk oryantasyonu dün itibariyle başlamış bulunuyor.  Zaten 2 ay kendilerinde ikamet etmemiz nedeniyle anneannesi ve Ece birbirlerine oldukça alışıklar. Yine de bugün anneannenin 'kuzucukla başbaşa koca bir gün provası' yapmasını planlıyorduk. Ama tabi anne ve anneannenin biraradayken evde oturduğu şimdiye kadar hiç görülmedi, bugün de öyle olmadı. Üçümüz iki gündür o alışveriş merkezi senin bu alışveriş merkezi benim geziyoruz. Güya bana iş kıyafeti alacağız ama bu işten karlı çıkan kuzucuk oldu. Tabi boğazda kahvaltı keyfi yapmayı da ihmal etmedik. Malum süper anneanne boğaza gitmeden kendini İstanbul'a gelmiş saymaz. Yine de bütün günü kucak kucağa geçirdiler. Valla ikisinin keyfi öyle yerinde ki beni arayan soran yok. Ece anneannesinin kendisini biberonla beslemesini yadırgamadı bile hiç, yumuldu direk. Bizimkine yemek olsun da :) . Hatta annem Ece'yi benden daha iyi idare ediyor galiba, hiç huysuzluk yapmıyor bizimki ya da bana daha cok naz yapıyor.


Ve yarın zor bir gün olacak benim için. Neyseki meleğim anneannesine emanet, aklim onda kalmayacak, içim çok rahat. Kızım için zor bir gün olmasın da, benim için ne kadar zor olursa olsun ben idare ederim.

Şimdilik tek korkumuz, kuzucuk ile koca bir günün ardından anneannesinin pılını pırtını toplayıp ortadan kaybolması :)

6 Kasım 2010 Cumartesi

Kırmızı Başlıklı Kız parkta

Havayı güzel gören kırmızı başlıklı kız ve annesi sitede yürüyüşe çıkar. Anne yürür de kırmızı başlıklı kızın keyfine diyecek yoktur. Bebek arabasında püfür püfür gezer, yattığı yerden bakınır durur.



Tabi Ececik temiz havayı bulunca 15 dak. da uyuya kalır. Annecik de havuz cafede çay keyfi yapar, sitedeki başka bir 'yeni anne'yle tanışır, bebeklerin gazıydı, mamaydı, anne sütüydü, uyku problemiydi, sohbet ederler. Kuzucuk da temiz havada uykunun keyfini çıkarır.


5 Kasım 2010 Cuma

E.A.S.Y.

Ece'nin 2-3 haftadır üzerindeki huysuzluğun nedeni anlaşıldı; gündüz uykusunu alamamak.

Bu kitabı hamileliğim sırasında bir arkadaşım hediye etmişti, o zaman kitaba bir göz gezdirip, kuzucuk doğduktan sonra da ilk aylarda pek bir işe yaramayınca rafa kaldırmıştım. Kitabın üzerine kurulduğu anafikri hatırlayınca bizim kuzucuğun sıkıntısı anlaşıldı ve kitap hayatımızı kurtardı. Buradan Oğuz'a tekrar teşekkürler. :)

Kitapta bahsedilen temel prensip; bebeğin bir yeme, oynama ve uyuma rutinine sahip olması. ve bu rutinin her öğün sonrasında tekrarlanması.

E. EAT: kuzucuk karnını doyurur
A. ACTIVITY: kuzucuk çevresi ile ilgilenir, oyun oynar
S. SLEEP: kuzucuk uyur
Y. YOUR TIME:  bu da sana özel zaman

Kitapta 4 aylık bir bebeğin 4 saatte bir beslenmesi ve her öğün arasında da mutlaka uyuması gerektiği yazıyor. Bu defa denedim ve anladım ki, bizim Ececik'in bütün derdi uyuyamamakmış. Gece uykusunu gayet iyi aldığı halde sabah uyandıktan 1,5 saat sonra " yok artık uyumaz bu sefer" dediğim durumlarda bile gayet güzel uyuyor. Beslenme arasını 4 saate çıkaramadık ama yaklaşık 3-4 gündür her öğünden sonra 1 saat kadar oynayıp sonrasında uyuyoruz ve Ece'nin keyfi gayet yerinde.

Tabi burada önemli bir nokta da bebeğinizi uyku sinyallerini doğru algılamak. O uykusu geldiği zamanı kaçırdığınızda da uykuya dalamadığı için daha sinirli olup uyumamak için daha çok inat ediyor.

İşte uykusu gelen Ececik...

1. mızırdanmaya başlar
2. bulunduğu yerde ayaklanmaya çalışır
3. gözleri hafif hafif kızarır
4. gözlerini hafif kapatarak, huysuzlanarak, ellerini yüzüne götürür
5. ufaktan ufaktan ağlamaya başlar
6. hala kucağa alınmamışsa kıyameti kopartır ( kıyameti koparmadan kucağa almak lazım yoksa uyutmak çok zor. Aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi ben kuzucuğu çileden çıkarma riskini almadan kucağa aldım)


İşte böyle huysuzlandıktan sonra, elleri kolları fazla oynamasın diye sarılıp sarmalanıp bebek arabasında uyutulan kuzucuk. Uyuması sadece 5 dk sürdü :)


Tabi kitapta bebeklerin kendi yatağında kendi kendine uyuması gerektiğinden ve buna alıştırmanın yönteminden de bahsediyor ama bu şimdilik bizim için hayal :)

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kuzucukla başbaşa son 10 gün

Evet meleğimle başbaşa geçirebileceğim sadece 10 günüm kaldı :( .

2-3 hafta öncesine kadar işe başlamanın benim için iyi olacağı, akşamları ve haftasonları kızımla kaliteli vakit geçirebileceğim konusunda gayet güzel kendimi kandırıyordum. Zaman azaldıkça çok daha zor geliyor fındıkkurdumu birakip ise geri donmek. Tek tesellim ona ananesi ve babanesinin bakacak olmaları. En azından kızıma fazla fazla sevgi ve ilgi gösterecekleri konusunda içim rahat. Kızım hep sevildiğini bilecek. Bizimki öyle sakin bir çocuk değil ki, hep ilgi istiyor. Onunla hep oynayacaksın, ilgi göstereceksin, kucakta gezdireceksin, gezmeye götüreceksin... İstediği ilgiyi gösterecek bakıcı nereden bulurduk bilmiyorum.

En üzücü tarafı, kızımın en güzel zamanlarında işe başlayacak olmam. Şimdiye kadar daha çok temel ihtiyaçlarını gideriyorduk; yedirme, altını açma, uyutma... Artık gülücükler yapıyor, bizimle oyun oynamak istiyor, hareketlendi iyice, çok daha sevimli oldu. Bakalım ilk emekledigi zaman onun yanında olabilecek miyim. Ya da ilk soyledigi kelimeyi duyabilecek miyim. Muhtemelen bu ilklere tanık olamayacağım :( .

Neyse bu günlerimizi moral bozarak geçirmek istemiyorum. Kızımla başbaşa olmanın keyfini çıkarıyoruz. Bütün gün kucak kucağa takılıyoruz. Zaten kendisinin kucaktan inmeye hiç niyeti yok :). Oyun oynuyoruz. Bugün hava çok güzel, güneşli, parka geldik. Kuzucuk temiz havayı görünce uyuyakaldı bile. Melek gibi uyuyor.