0-6 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0-6 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2010 Salı

Ece'nin 6. ay beslenme takvimi

Bu ek gıdalare geçiş zor işmiş hakkatten...

Ece 5 ay + 1 hafta boyunca sadece anne sütü ile beslendi. 6 ay anne sütüne ilave hiçbirşey vermeyi planlamadığım halde işe başlamış olmam ve kızımın gün içinde ihtiyacı olan sütü sağarak elde etmem çok mümkün gözükmediği için mecburen ek gıdalara başladık. En azından hazır mama vermemiş olmak beni rahatlattı.

Doktorumuz Prof. Dr. Gülbin Gökçay’ın ek gıdalara geçiş ile ilgili bizimle paylaştığı bir döküman var. Buradan ulaşabilirsiniz. Ece’nin kilosu ortalamanın üzerinde ve gelişimi de oldukça iyi olduğu için kendisi bize muhallebi önermedi. İlk hafta sebze püresi vermemizi, ikinci hafta meyve püresi, 3. hafta da yoğurda başlamamızı söyledi.

Ek gıdalara geçiş ile beraber benim kafamda bir sürü soru işareti oluştu tabi. Sebze püresine hangi sebzeleri eklemeliyim, hangi sebzeler sakıncalı, hangi meyve ile başlamalı, bir günde ne kadar sebze yemeli, ek gıdaya ilave ne kadar anne sütü içmeli, yeterli beslenebiliyor mu acaba, yoksa daha mı çok yemeli gibi gibi… Çok araştırdım ama şöyle hazır bir beslenme takvimi bulamadım. Anladım ki, bu iş biraz dene-yanıl şeklinde olacak.  1 ay deneyeceğiz ve sonrasında ne kadar kilo aldığını görüp, bir dahaki ay için planımızı ona göre yapacağız.

Peki ne yaptık bu ek gıdalara geçiş döneminde?
  • 5 ay + 2. haftada sebze püresine başladık.  2 tatlı kaşığı ile başlayıp 1 hafta içinde 10 tatlı kaşığına çıkardık. Tarifi; bir küçük patates, bir havuç ve silme tatlı kaşığı pirinç ,1 bardak su eklenerek pişirilir. Sebzeler iyice haşlanınca tel süzgeçten geçirilip püre haline getirilir. Son olarak 1 silme tatlı kaşığı zeytinyağı da eklenip kuzucuğa yedirilebilir. Zeytinyağı da besin değerini kaybetmesin diye püre pişirildikten sonra eklenmelidir.
  • Ertesi hafta meyve olarak elmayı dahil ettik, elma püresi yedirdik Ece’ye, yine aynı oranlarda hergün artırarak. Onu da cam rendede rendeledik.
  • Aynı hafta Ece kabız oldu :( . Bu arada sebzesinden patatesi çıkardık, pek işe yaramadı. Bendeniz yine Gülbin Hanım’ı yine e-maillerimle taciz ettim :) . Kendisinin önerileri doğrultusunda sabah verdiğimiz 1 çay bardağı armut suyu ve akşam verdiğimiz kayısı püresi hayatımızı kurtardı. Bu arada sebzesinden pirinci çıkarıp yerine irmik ve havuca ilave balkabağı ve brokoli ekledik.
  • Ondan sonraki hafta da yoğurda başladık aynı oranlarda.
Bütün bunları hangi öğünlerde ve bunlara ilave anne sütünü hangi miktarlarda verdik, konusuna gelirsek işte Ece’nin 6. Ay Beslenme Takvimi…


1 ay sonunda Ececik tam 840 gr aldı  :) . Ek gıda olayına gayet başarılı bir geçiş yapmışız, aynen devam!

Ek gıdalara geçişte püf noktaları:
  • Bebekler sebze püresini ilk başta çok sevmiyor, dili ile itip çıkarmaya çalışıyor. Buna aynı zamanda Dil İle İtme Refleksi deniyor, zamanla geçiyor. Püreyi, çorbaya yakın, yani daha az kıvamlı yaptığınızda daha kolay yiyorlar.
  • Haşlanan sebzeleri blenderdan geçirmek sebzenin vitaminini kaybetmesine neden oluyor, pek önerilmiyor.
  • Zeytinyağı sebze püresine pişirme işlemi tamamlandıktan sonra eklenmeli, aksi takdirde o da besin değerini kaybediyor. Özellikle beyin gelişimi için çok faydalıymış zeytinyağı.
  • Bebeğiniz sebze püresini sevmiyorsa içine pirinç yerine irmik ekleyebilirsiniz. Daha tatlı olduğu için bebekler daha çok seviyor, hem de kabız ihtimalini azaltıyor.
  • Biz ek gıdalara sebze ile başladık ama meyve daha tatlı olduğu için meyveyi daha çok seviyor bebekler. Şimdi düşünüyorum da belki meyve püresi ile başlamak daha kolay, daha az zahmetli olabilir.
Not: Bunlar tamamen bizim tecrübelerimiz. Her çocuğun gelişimi, ihtiyaçları ve tercihleri farklı olacağı için başka çocuklarda farklı sonuçlara ulaşmak mümkün olabilir.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Kitapkurdu

Bir süredir akşamları kızımla kitap okuyoruz. Daha doğrusu Ece resimlere bakıyor, ben de hikaye uyduruyorum. İlk kitaplarımız 0-3 Yaş Tırtıl Serisi ve favorimiz Şipşak Fare Tatilde.

Ececik kitabın sayfalarını çevirmeyi bile öğrendi ama kitabın ne işe yaradığı ile ilgili kafasında hala bazı soru işaretleri var sanıyorum. İşin o tarafı tam olarak oturmuş değil.  Hımmm resimler güzelmiş ama bir de tadına mı baksak, eğilimi sözkonusu kızımda. :)

18 Aralık 2010 Cumartesi

Bir ilk daha...

Ececik bir ilke daha imza attı.

Şimdiye kadar ancak yan dönebilen kuzucuk, artık sırtüstünden yüzükoyun pozisyona geçebiliyor :). Ece'ye alkış!!!

Bir de annesine bakıp böyle güldü mü, insanın içinin yağları eriyor işte :)


Güncelleme 25/12/2010

Ve sonunda annesi kuzucuğu dönerken görüntülemeyi başarır. Anneye alkış :)

12 Aralık 2010 Pazar

Ek gıdalara geçiş

Bu ek gıda işi hiç de öyle sandığım gibi keyifli değilmiş.

Ece ilk verdiğimizde hiç sevmedi sebze püresini. Ağzını buruşturdu, öğürerek çıkarmaya çalıştı, oturduğu yerde tepindi durdu. Ağzına emziği tıktık sebzesini bari emerek yesin diye, o da işe yaramadı. İlk denememiz başarısızlıkla sonuçlandı tabi.

Anne sütü iyiydi yaa, nereden çıktı bu ek gıda işi,  dedik.

İyi haber, sebzeye birkaç gün içinde alıştı.  Ertesi hafta elmayı denedi, ona bayıldı, hiç itiraz etmeden yiyor. Bugün de kızıma evde yoğurt yaptım. Yoğurda çok bayılmasa da fazla itiraz etmeden yemesi gerekeni yedi.

Kuzucuğun favorisi hala anne sütü tabi. Anne sütünü biberonda bile havada kapıyor.

Bu arada artık mama sandalyesi de var kızımın. Bizimle sofraya oturuyor :) Oturduğu yerden babasına aşık aşık bakıyor. Babası, kızımmmm, diyor, ağzı kulaklarına varıyor. Bu kız çocukları neden bu bakar babacı olurlar ki!!!

30 Kasım 2010 Salı

Ece'nin yeni marifetleri

  • 25 Kasım 2010 Koca biberonu o minicik elleriyle tutup sütünü kendisi içebiliyor artık.
  • 27 Kasım 2010 Ayaklarını ağzına götürmeye bayılan kuzucuk doktor muayenesi sırasında cıbıl bulduğu ayak baş parmağını emmeyi de başardı sonunda!!! Vücüdu çok esnekmiş, öyle dedi doktor teyzesi, balerin olabilirmiş :)
  • 28 Kasım 2010 Banyodan sonra yine cıbıl bulduğu ayağın 5 parmağını birden ağzına sokmayı da başardı. Sonra öğürerek çıkardı tabi :)
  • 28 Kasım 2010 Artık emziğini eliyle ağzından çıkarıp tekrar ağzına geri koyabiliyor :) Bir annenin böyle birşeye sevineceği hiç aklıma gelmezdi. Sanki önemsizmiş gibi ama büyük bir gelişme aslında.

27 Kasım 2010 Cumartesi

5. ay kontrolü

Doktorumuzu değiştirdik. Eskisinden memnun değil miydik? Öyle denemez ama çok da içimize sinmiyordu açıkçası.

Neyse, yeni annelerden sevgili Aslı ve Bahar'ın tavsiyesi üzerine kuzucuğu Prof.Dr Gülbin Gökçay'a götürdük ve gerçekten çok memnun kaldık. Öncelikle çok detaylı bir muayene yaptı, bütün sorularımıza rahat rahat cevap verdi, hani, bitse de  diğer hastayı alsam, modunda zamanla yarışmadığı için biz de çok daha rahattık.

Kuzucuğun durumu;
  • 1 ayda sadece 200 gr almış ve kilosu 7.100 gr, boyu da 68 cm olmuş. Aslında çok az kilo almış ama Gülbin Hn. gelişiminin çok iyi olduğunu söyledi. Kilosu ortalamanın üstünde, hatta boyu yaşıtlarının %90'ından daha uzunmuş.
  • Yine de Ece'nin ben işteyken biberonla aldığı öğünleri neredeyse 2 katına çıkarmamız gerekecekmiş. Benim bu ihtiyacı karşılamak üzere süt yetiştirmem çok mümkün gözükmüyor. O nedenle ek gıdalara başlıyoruz :). Bu ek gıdalara başlama fikri çok hoşuma gitti. Kızıma kendi ellerimle sağlıklı sebze püreleri, meyve püreleri hazırlayacağım, hatta yoğurt bile yapacağım. Bu hafta sebze püresiyle başlıyoruz. İlk deneme yarın, bakalım sevecek mi Ececik. Alışveriş listemize yeni eklenen maddeler var artık; organik sebze ve meyve. Ve tabi bir de yoğurt yapma makinesi.
  • Son günlerde Ece'nin ateşlenmesine neden olan hafif gribal enfeksiyon durumu düzelmiş.
  • Refleksleri gayet iyiymiş.
  • Sanki kemikleri biraz yumuşak, dedi doktor, D vitaminini 4 damladan 5 damlaya çıkardı.
Sonuç olarak, meleğim gayet sağlıklıymış :)

Bu arada, hep anne olmak bende özellikle duygusal anlamda fazla bir değişikliğe neden olmadı, diyorum ama şimdi farkettim, insan anne olunca sağlığın önemini daha iyi kavrıyor, özellikle de konu kuzusunun sağlığıysa.

İlk ateş :(

Meleğimin hafif burun akıntılı soğuk algınlığı durumu kendini ateşe çevirdi :(

Salı akşamı ateş: 37.9 >>> ateş düşürücü verildi

Çarşamba akşamı ateş: 37.5 >>> ateş düşürücü verildi

Perşembe sabah ateş: 38.5 >>> anne işi gücü bırakır, doğru hastaneye.
Doktor sadece burnunda hırıltı olduğunu, ciğerlerinde herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi. Orta kulak iltihabı ya da diş çıkarma gibi bir durum da söz konusu değilmiş. Yine de enfeksiyon olup olmadığını anlamak için kuzucuktan kan alındı. Kan alınırken meleğim o kadar çok ağladı ki, bütün hastaneyi ayağa kaldırdı. O sırada hemşirelere çok sinirlendim, beceremediler zannettim. Meğerse bebekten kan almak gerçekten çok zor ve sıkıntılı olurmuş. Neyse kuzucukta sadece hafif gribal enfeksiyon varmış. İlaç yazdı doktorumuz, neyse ki antibiyotiklik bir durumumuz yokmuş :)

Düzenli ilaç almasına rağmen cuma sabahı ateş: 38.9 >>> anne bu sefer daha da panikler. Cuma günü işe hiç gitmez. Doktor ilaca devam edilmesini söyler, ateş gün içinde düzenli kontrol edilmelidir. Anne bütün gün psikopata bağlayıp zırt pırt ateş ölçer.

Cuma akşamı: artık herşey yoluna girmiştir. Ateş yok. Bütün gün anneyle beraber olan kuzucuğun da keyfi ayrı bir yerindedir.

Fındıkkurdum bir daha hiç hastalanmasın!

26 Kasım 2010 Cuma

Ece'den Babaya İlk Mektup

Canım babam,

Biliyorsun ilk başlarda sana kanım pek ısınmamıştı. Varsa yoksa annemi istiyordum. Özellikle gaz sancılarından kıvranırken beni ısrarla sakinleştirmeye çalışmana sinir oluyordum. Neyse sonradan kalbimi fethetmeyi başardın. Komik adamsın gerçekten, beni çok güldürüyorsun, banyomu yaptırıyorsun, gezdiriyorsun, beni uyutmayı bile becerebiliyorsun artık. Beni çok seviyorsun biliyorum. Ben de seni çok seviyorum. Sen benim en sevdiğim oyun arkadaşımsın. Ama sana daha çok gülüyorum diye havalara girme lütfen, annemin yeri ayrı tabi.

Sana bu mektubu yazmamın nedeni; geçenlerde ağzından çıkan iyi polis - kötü polis laflarına kulak misafiri oldum. Ben şımarmayayım diye ikinizden biri kötü polis olacakmış. Şaşırdım kaldım, iki kahkaha atayım diye bana yapmadığı maskaralık kalmayan sen mi kötü polis olacaksın? İlk baba dediğimde ağzın kulaklarına varmıştı. Konuşmaya başlayıp da sana canım babam dediğimde veya seni görür görmez koşup boynuna atladığımda neler yapacaksın Allah bilir. Bana sorarsan, hiç heveslenme, sen kötü polis olamazsın, iki gözyaşıma bakar, hemen yelkenleri suya indirirsin. Annemden de umudu kes derim, o da kıyamaz bana hiç.

Şimdilik benden bu kadar, ara ara kafama takılan birşeyler olduğunda veya sadece sana seni seviyorum demek için yine yazarım sana.

İyiki varsın komik adam, iyiki benim babamsın.

Balkabağın Ece

20 Kasım 2010 Cumartesi

Kuzucuğun Banyo Keyfi

,Son kontrolümüzde doktorumuz söylemişti, Ece artık banyoyu daha çok sevecektir, diye. Yok artık, demiştik. İnanılır gibi değil ama gerçekten daha çok seviyor. Banyoda kıyameti koparmalarımız yok artık.

İşte Ececik'in banyo öncesi keyfi... Suyu dökünce kahkahalar yok henüz ama ağlamıyor da :)

17 Kasım 2010 Çarşamba

Kuzucuk "BABA" dedi :)

nAğlasam mı sevinsem mi bilmiyorum. Meleğim ilk defa anlamlı bir kelime söyledi. Ama söyleye söyleye BABA dedi :(. Bir anneye de bu kadar haksızlık yapılmaz ki ! Hem babaya benziyor, babasının kopyası denebilir. Hem babaya daha çok gülüyor, daha çok oynuyor onunla, şimdi de BABA dedi. Bu kadar da babacı olunmaz ki canım!

Şaka bir yana, insanın kızının söylediği ilk kelimeyi duyması çok keyifli birşeymiş. Varsın BABA desin. Ececik şimdiye kadar agu, gu, au gibi sesler çıkarıyordu ama anlamlı birşey söylememişti hiç. Hatta daha erken olduğu için böyle bir beklentimiz de yoktu kendisinden. Dün gecenin 2'sinde uyandı, uyumaya niyeti bile yoktu, hatta o saatte bizimle oyun oynamaya çalışıyor, gülücükler falan yapıyordu. Bu arada agu ve benzeri sesleri çıkarırken birden gayet net ve anlaşılır bir şekilde BABA deyiverdi. Hem de ba ba ba sesleri çıkartıp uzatarak falan değil, bariz bir şekilde BABA dedi. Koray'la birbirimize bakakaldık, çok şaşırdık. Tabi ki, bilinçli bir şekilde, babasına seslenmek için söylemedi, sesleri birleştirdi sonuçta ama olsun bu da bir gelişme. Koray kuzucuğu hep 'Babam' diyerek sevdiği için kolay söyledi heralde.

Bu arada annem de geçen hafta, 'Ece galiba baba dedi' demişti ama o kadar tereddütlü söylemişti ki, biz heralde ona öyle gelmiştir, diye düşünmüştük. Şimdi de kızıyor bize, 'ben söyleyince inanmıyorsunuz' diye. Olsun canım, insanın kendisinin duyması ayrı güzel.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Kırmızı Başlıklı Kız parkta

Havayı güzel gören kırmızı başlıklı kız ve annesi sitede yürüyüşe çıkar. Anne yürür de kırmızı başlıklı kızın keyfine diyecek yoktur. Bebek arabasında püfür püfür gezer, yattığı yerden bakınır durur.



Tabi Ececik temiz havayı bulunca 15 dak. da uyuya kalır. Annecik de havuz cafede çay keyfi yapar, sitedeki başka bir 'yeni anne'yle tanışır, bebeklerin gazıydı, mamaydı, anne sütüydü, uyku problemiydi, sohbet ederler. Kuzucuk da temiz havada uykunun keyfini çıkarır.


5 Kasım 2010 Cuma

E.A.S.Y.

Ece'nin 2-3 haftadır üzerindeki huysuzluğun nedeni anlaşıldı; gündüz uykusunu alamamak.

Bu kitabı hamileliğim sırasında bir arkadaşım hediye etmişti, o zaman kitaba bir göz gezdirip, kuzucuk doğduktan sonra da ilk aylarda pek bir işe yaramayınca rafa kaldırmıştım. Kitabın üzerine kurulduğu anafikri hatırlayınca bizim kuzucuğun sıkıntısı anlaşıldı ve kitap hayatımızı kurtardı. Buradan Oğuz'a tekrar teşekkürler. :)

Kitapta bahsedilen temel prensip; bebeğin bir yeme, oynama ve uyuma rutinine sahip olması. ve bu rutinin her öğün sonrasında tekrarlanması.

E. EAT: kuzucuk karnını doyurur
A. ACTIVITY: kuzucuk çevresi ile ilgilenir, oyun oynar
S. SLEEP: kuzucuk uyur
Y. YOUR TIME:  bu da sana özel zaman

Kitapta 4 aylık bir bebeğin 4 saatte bir beslenmesi ve her öğün arasında da mutlaka uyuması gerektiği yazıyor. Bu defa denedim ve anladım ki, bizim Ececik'in bütün derdi uyuyamamakmış. Gece uykusunu gayet iyi aldığı halde sabah uyandıktan 1,5 saat sonra " yok artık uyumaz bu sefer" dediğim durumlarda bile gayet güzel uyuyor. Beslenme arasını 4 saate çıkaramadık ama yaklaşık 3-4 gündür her öğünden sonra 1 saat kadar oynayıp sonrasında uyuyoruz ve Ece'nin keyfi gayet yerinde.

Tabi burada önemli bir nokta da bebeğinizi uyku sinyallerini doğru algılamak. O uykusu geldiği zamanı kaçırdığınızda da uykuya dalamadığı için daha sinirli olup uyumamak için daha çok inat ediyor.

İşte uykusu gelen Ececik...

1. mızırdanmaya başlar
2. bulunduğu yerde ayaklanmaya çalışır
3. gözleri hafif hafif kızarır
4. gözlerini hafif kapatarak, huysuzlanarak, ellerini yüzüne götürür
5. ufaktan ufaktan ağlamaya başlar
6. hala kucağa alınmamışsa kıyameti kopartır ( kıyameti koparmadan kucağa almak lazım yoksa uyutmak çok zor. Aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi ben kuzucuğu çileden çıkarma riskini almadan kucağa aldım)


İşte böyle huysuzlandıktan sonra, elleri kolları fazla oynamasın diye sarılıp sarmalanıp bebek arabasında uyutulan kuzucuk. Uyuması sadece 5 dk sürdü :)


Tabi kitapta bebeklerin kendi yatağında kendi kendine uyuması gerektiğinden ve buna alıştırmanın yönteminden de bahsediyor ama bu şimdilik bizim için hayal :)

29 Ekim 2010 Cuma

Babayla sabah keyfi

Ececik sabahları ayrı bir tatlı oluyor. Gece uykusunu güzel alıp uyanır uyanmaz da karnını doyurunca keyfine diyecek yok. Gülücükler yapıyor, agucuklar yapıyor, oyun oynuyor. Haftaiçi sabahın köründe işe giden babası da haftasonları kuzucukla sabah keyfi yapıyor.

Şimdi iyi de ben işe başladıktan sonra haftasonları fındıkkurdumu nasıl paylaşacağız bilmiyorum :)

27 Ekim 2010 Çarşamba

4. Ay kontrolü

Bugun kizimi 4. ay kontrolu ve asilari icin doktoruna goturduk.

Karma, KPA ve Rotavirusu aşısı yapıldı kendisine. İlk aşıda gayet sakindi, sesini bile çıkarmadı ama ikinci aşıda kıyameti kopardı. Zaten doktor teyzesi uyarmıştı, bu aşı acıtabilir, diye.

4 ay 8 gun itibariyle Ece'nin kilosu 6.900 gr, boyu da 65,5 cm. Aslında çok tombik bir bebek değil ama yine de ortalamanın üstündeymiş. Hatta boyu 6 aylık ortalama bir kız bebeğin boyundan bir çıt uzun. Geçen aya göre tam 1.000 gr almış kuzucuk. Herşey yolunda, dolayısıyla anne sütüne devam. Anne sütü yeterli olduğu sürece 6. ay bitmeden ek gıdayı kesinlikle önermiyor doktorumuz.

Bugün yeni birşey oğrendim. Ece'nin daha önceki aşısından önce hemşire ateş düşürücü ilaç verip öyle aşıya getirmemizi söylemişti. Aşı sonrası hem ateşi çıkmaz hem de daha rahat atlatır diye. O zaman çok mantıklı geldi ve gayet rahat atlattık gercekten. Fakat bugün kuzucuğun doktoru Acıbadem Ataşehir Hastanesi'nden Şebnem Hanım, yeni bir çalışma yapıldığını ve ateş düşürücü verilmesinin aşının etkinliğini azalttığının ispatlandığını soyledi. Dolayısıyla artık kendileri aşı öncesi ateşdüşürücü onermiyorlarmış. Ancak kuzucuğun ateşi gün içinde 38'in uzerine çıkarsa ateşdüşürücü verilecek. Şimdilik gayet iyiyiz :)

Her bulduğunu ağzına götürmesinin diş çıkarma ile ilgisi olup olmadığı konusunda da henüz çok erken olduğu bilgisini aldık. Ailede böyle erken bir diş çıkarma durumu yoksa mümkün değilmiş. Tükürük bezleri çalıştığı için herşeyi ağzına götürüyormuş.

Sonuç olarak kuzucuğumuz çok sağlıklı, herşey yolunda, dolayısıyla keyfimiz de yerinde :)

Ececik Maymun Adasında

Uzun zamandır alıp almamak konusunda tereddüt ettiğim oyun halısını kızıma aldım sonunda. Bu tip oyun halılarının bebeğin fiziksel gelişimi ve zeka gelişimi için çok iyi olduğunu düşünmekle beraber çocuğu yere koymak fikri pek içime sinmiyordu. Ben evde halı olayını da çok sevmediğim için bizim evimizde pek halı yoktur, bebeğimi parkenin üzerine mi koyacağım diye düşünüyordum. Yine de dayanamadım aldım.

İşin güzel tarafı bizim Maymun Adası, köşe koltuğumuzun köşesine cuk oturdu. Şimdilik yere indirmemiz gerekmiyor. Meleğim daha bir hareketlendikten sonra da mecburen yerdeki sehpayı kaldırıp halının üzerine koyarız artık.

Bu halının bir de Prenses versiyonu vardı. Ama o kadar pembeydi ki, benim gibi kokoş biri için bile korkunçtu. O yüzden biz kızımla Maymun Adası'nı seçtik.

Ececik de oyun halısından hoşlanmışa benziyor sanki :) Maymun Adası'nı keşfe çıktı kendisi...


24 Ekim 2010 Pazar

21 Ekim 2010 Perşembe

Emziğe HAYIR!


Ececik herşeyi ağzına atmaya bayılıyor ama emziğe alışamadı gitti! Biraz oyalansa da uykuya kolay dalsa diye ağzına sokusturduğum emziği, gözlerinden uyku aktığı halde ısrarla geri fırlatıyor. Bütün gün emziğini hiç vemesen "Hani benim emziğim" demez yani.

En azından ileride emziği bıraktırma derdimiz olmayacak :)

Güncelleme 10.11.2010
Sevgili Aslı ve Ahu'nun önerisi üzerine bir de Avent marka emzik denedik. Ece bunu daha çok sevdi, havada kapıyor :). Yine tabi bütün gün cok cok cok emzik emmiyor ama uyuyacağı zaman severek emiyor artık.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Bu kuzucuk nereye bakıyor?


Tabii ki televizyona !!!

Bakmasın diye kendisini televizyona ters yatırmak da işe yaramıyor! Artık kafasını çevirebiliyor. Bundan böyle televizyon kapalı kalacak anlaşılan.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Ağıza götürecek hiçbirşey kalmadı, sıra ayaklarda...

Evet, Ece'nin yeni keyfi ayaklarını ağzına sokmak, mümkünse ikisini birden :).
Şimdiye kadar tulumların kol manşetleri ıslanıyordu, artık patikleri sırılsıklam.

30 Eylül 2010 Perşembe

Titrek Zürafa ve Kuzucuk

Bugün Ececik ilk defa kendi kendine oyuncağıyla oynamaya başladı. Tabi oynamaktan kastım, yakaladığı gibi ağza götürmek :). Olsun bu da bir gelisme.

Şimdiye kadar hep oynasın diye eline oyuncak tutuşturmaya çalıştığım halde o hiç oralı bile olmuyordu. Bugün kuzucuk karnını doyurduktan sonra sallanan sandalyesinde takılırken bir baktım, yakalamış titrek zürafayı* yemeğe çalışıyor.

İşin enteresanı ellerini daha doğru dürüst kullanamayan kuzucuk oyuncağı ayaklarıyla kendine doğru çekip elleriyle yakalamaya çalışıyor. Babası dahil herkes bunun tesadüfen olduğunu soylese de iddia ediyorum, benim kızım çok zeki olacak :). İşte kanıtı...


*Zürafanın "titrek" lakabının nedeni, boynundan aşağı doğru çektikten sonra titreyerek ve çıngırdayarak eski haline dönmesi :) Kızımın Şebnem teyzesi bulmuştu bu lakabı, aynı oyuncaktan Karan'da da varmış, yine pişti olmuşuz :)...