22 Aralık 2010 Çarşamba

Kitapkurdu

Bir süredir akşamları kızımla kitap okuyoruz. Daha doğrusu Ece resimlere bakıyor, ben de hikaye uyduruyorum. İlk kitaplarımız 0-3 Yaş Tırtıl Serisi ve favorimiz Şipşak Fare Tatilde.

Ececik kitabın sayfalarını çevirmeyi bile öğrendi ama kitabın ne işe yaradığı ile ilgili kafasında hala bazı soru işaretleri var sanıyorum. İşin o tarafı tam olarak oturmuş değil.  Hımmm resimler güzelmiş ama bir de tadına mı baksak, eğilimi sözkonusu kızımda. :)

18 Aralık 2010 Cumartesi

Bir ilk daha...

Ececik bir ilke daha imza attı.

Şimdiye kadar ancak yan dönebilen kuzucuk, artık sırtüstünden yüzükoyun pozisyona geçebiliyor :). Ece'ye alkış!!!

Bir de annesine bakıp böyle güldü mü, insanın içinin yağları eriyor işte :)


Güncelleme 25/12/2010

Ve sonunda annesi kuzucuğu dönerken görüntülemeyi başarır. Anneye alkış :)

16 Aralık 2010 Perşembe

Çalışan anne olmak...

Çalışan anne olmak zor işmiş…

Evde çalışan anneden farkı fiziksel zorluğu, yorgunluğu değil, işin psikolojik tarafıymış.

Kızımla kucak kucağa geçen beş ayın ardından en zorunun işe başlayacağım gün olduğunu düşünmüştüm, zamanla alışır insan, diyordum. Yanılmışım. O değilmiş, Bu çalışan anne olma işi gün geçtikçe daha da zor oluyormuş.

Zor olanı, bütün gün bebeğini özlemek, kokusunun burnunda tütmesi değil, ona bir yere kadar katlanabiliyor insan, ya o beni özlerse, endişesiymiş.
  
İlk başlarda, sabahın kör vakti evden çıkmadan kokusunun sindiği odasına girerdim. Onu uyandırmaya korkarak yanağına usulca öpücük kondururdum. Bu kolay olanmış. Bir sabah odasından gelen sesleri duydum, uyanmış, kendi kendine keyifle oynuyor yatağında. Beni görünce kocaman bir gülümseme kapladı yüzünü. O zaman anladım, asıl zor olan annesini görünce mutlu olan meleğimi sadece birkaç dakika kucaklayabildikten sonra bırakıp servise yetişmeye çalışmakmış. Akşama kadar onu göremeyecek olmam da değil, onun kendini terkedilmiş hissedeceği korkusuymuş gözlerimin dolmasına neden olan. Sanki sabah kalkınca annesini hiç görmediğinde terkedilmişlik hissi daha az olacakmış gibi.

Çalışan anne olmak, kızını çok sevileceğini, çok iyi bakılacağını bilerek gönül rahatlığıyla anneannesi veya babaannesine emanet etmek ama içten içe, ya onları benden çok severse, endişesi yaşamak demekmiş. (Anneanne ve babaanne okumasa bari bu yazıyı)

5,5 aylık meleğinin kendi kendine o minicik elleriyle koca biberonu tutup sütünü içebildiğini öğrenince, herkes gibi bunu bir gelişme olarak değerlendirmek değil, onu biberona mecbur bıraktığın için boğazının düğümlenmesi, kızının yalnız başına ayakta durmaya çalıştığını hissetmek demekmiş…

Haftasonu sadece birkaç saatliğine karı-koca başbaşa dışarı çıkmak, yanlış birşey yaptığını hissetmek, kızını özlemek, koşa koşa eve geri dönmekmiş. Kendin için herhangi birşey yapmaya hakkın olmadığını düşünmekmiş.   

Önceden annenin çalışması gerektiğini, anne bebeğiyle kaliteli vakit geçirmeyi becerebiliyorsa bunun çocukta travmatik bir durum yaratmayacağını savunan, çalışmasam zaten mutsuz olurum, bu bebeğimin sağlığı için de iyi bir durum olmaz, diye atıp tutan beni bile sınırda yaşatan bir durum bu çalışan anne olmak. İşyerinde biri canımı sıkacak birşey dese tası tarağı toplayıp gidecek kadar sınırda…

Tabi bu sınırda yaşama işi de çok sağlıklı değil. Bir o tarafta oluyorsun bir bu tarafta. Bir karar vermeli insan ve bu kararının arkasında durmalı. Ben ne kadar şanslıyım ki, kararım ne olursa olsun benim arkamda duracak, beni destekleyecek bir kocam var. En azından bana bu seçme şansını verdiği için onu çok seviyorum. Ama ben kararımı verdim. Evet, çalışmaya devam edeceğim. Kızımın geleceği için, deyip sıyrılmayacağım işin içinden. Biraz kendimi de düşünüyorum tabi. İleride kızım kendi ayakları üzerinde durmaya başladığında, ben kendime ne yaptım, diye sormaktan korktuğum için çalışacağım. Çalışmak benim yaşam şeklim olduğu için çalışacağım. Ve tabii ki kızım için çalışacağım, onun geleceği, kişisel gelişimi, eğitimi ile ilgili ona faydalı olacak herhangi birşeyden onu mahrum etmemek için çalışacağım. Sevgili kocamı yalnız bırakmamak için çalışacağım.

Ama heran bu kararımdan vazgeçme hakkım saklıdır… Yukarıdaki örnekler arttığında ne yapacağım hiç belli olmaz…

Tabi bu arada, daha esnek çalışabileceğim, aynı zamanda kızıma daha çok vakit ayırabileceğim bir işi hayal etmeye devam edeceğim. Belki birgün gerçek olur. :)

15 Aralık 2010 Çarşamba

Kuzucuk kabız olursa...

Biliyorum, çok keyifli bir konu değil ama yeni birşey öğrendim ve yazmadan edemiyorum...

Ececik yaklaşık 3 hafta önce ek gıdalara geçmişti. Önce 1 hafta boyunca sebze püresi, patates ve havuç. Sonraki hafta sebzeye ilave elma püresi. Bu hafta da yoğurda başladık. Her birine, elma hariç, önce burun kıvırsa da kendisi, iştahlı bir bebek olduğunu söylemem gerek. Hepsine alıştı birkaç günde. Yine de favorisi anne sütü tabi. Biberonla bile olsa havada kapıyor kuzucuk.

Fakat gel gör ki, kabız oldu yavru kuşum. Geçen hafta 4 gün kakasını yapamadı, sebzesinden patatesi çıkarıp, yerine brokoli ekledik. 4. günün sonunda yapabildi ama 2 gündür yine tık yok. Sonunda dayanamadık doktorunu aradık tabi kızımın. Gülbin Hn.’ın kabıza karşı önerilerini aşağıda bulabilirsiniz.
  • Her yediğine bir tatlı kaşığı zeytinyağı eklenir
  • Kuru kayısı kaynatılıp, püre haline getirilip yedirilir
  • Sebze çorbasından pirinç çıkarılır, yerine irmik eklenir
  • Sebze çorbasına bal kabağı eklenir
  • Hergün bir çay bardağı taze sıkılmış armut suyu verilir
Önce armut suyunu denedik. Bütün yeni gıdaları aynı anda denememek için. Ve işe yaradı. Ece ıkınırken kıpkırmızı olsa da, yaptı sonunda kakasını. Biz de ailece bayram ettik. Gece de çok rahat bir uyku uyudu sonra meleğim.

12 Aralık 2010 Pazar

Ek gıdalara geçiş

Bu ek gıda işi hiç de öyle sandığım gibi keyifli değilmiş.

Ece ilk verdiğimizde hiç sevmedi sebze püresini. Ağzını buruşturdu, öğürerek çıkarmaya çalıştı, oturduğu yerde tepindi durdu. Ağzına emziği tıktık sebzesini bari emerek yesin diye, o da işe yaramadı. İlk denememiz başarısızlıkla sonuçlandı tabi.

Anne sütü iyiydi yaa, nereden çıktı bu ek gıda işi,  dedik.

İyi haber, sebzeye birkaç gün içinde alıştı.  Ertesi hafta elmayı denedi, ona bayıldı, hiç itiraz etmeden yiyor. Bugün de kızıma evde yoğurt yaptım. Yoğurda çok bayılmasa da fazla itiraz etmeden yemesi gerekeni yedi.

Kuzucuğun favorisi hala anne sütü tabi. Anne sütünü biberonda bile havada kapıyor.

Bu arada artık mama sandalyesi de var kızımın. Bizimle sofraya oturuyor :) Oturduğu yerden babasına aşık aşık bakıyor. Babası, kızımmmm, diyor, ağzı kulaklarına varıyor. Bu kız çocukları neden bu bakar babacı olurlar ki!!!

10 Aralık 2010 Cuma

Çıtır annenin annelik tecrübeleri

Beni bilen bilir, öyle çoluk çocuk taraklarında bezim olmadı benim hiç. Ondandır belki de, çok yakın arkadaşlarımın çocukları olduğu halde, öyle fransızmışım ki bu konuya, birçok şeye hiç dikkat etmemişim. Çocuklarını nasıl uyutuyorlardı, ne yediriyorlardı, hangi kitabı okuyorlardı hatırlamıyorum bile.

Ne zaman ki hamile olduğumu öğrendim, yepyeni, uçsuz bucaksız bir dünyanın içinde buldum kendimi, hiç bilmediğim. Artık yolda gördüğüm bebeklere daha bir dikkatle bakar, hamileleri farkeder, facebook'ta arkadaşlarımın çocuklarının fotograflarına bakıp da yorum yapar oldum.

Bu arada farkettim ki, öğrenecek ne kadar da çok şey varmış. Internetteki blogcu anne ve babaları keşfettim, onların tecrübelerinden faydalandım çokça, hala faydalanıyorum. Evet henüz tecrübesiz, ama çok okuyan, araştıran, soran-soruşturan bir anneyim ben. Analatacak şeylerim de var tabi ve anlatmaya bayılıyorum :), hatta anlatmadan duramıyorum. Bir soran olunca, şunu nasıl yaptın, diye, anlata anlata bitiremiyorum. Dolayısıyla, aslında sadece kızım için açtığım bu blogda artık çıtır annenin annelik tecrübelerini de yazmaya karar verdim. Bari yazayım da rahatlayayım biraz...

30 Kasım 2010 Salı

Ece'nin yeni marifetleri

  • 25 Kasım 2010 Koca biberonu o minicik elleriyle tutup sütünü kendisi içebiliyor artık.
  • 27 Kasım 2010 Ayaklarını ağzına götürmeye bayılan kuzucuk doktor muayenesi sırasında cıbıl bulduğu ayak baş parmağını emmeyi de başardı sonunda!!! Vücüdu çok esnekmiş, öyle dedi doktor teyzesi, balerin olabilirmiş :)
  • 28 Kasım 2010 Banyodan sonra yine cıbıl bulduğu ayağın 5 parmağını birden ağzına sokmayı da başardı. Sonra öğürerek çıkardı tabi :)
  • 28 Kasım 2010 Artık emziğini eliyle ağzından çıkarıp tekrar ağzına geri koyabiliyor :) Bir annenin böyle birşeye sevineceği hiç aklıma gelmezdi. Sanki önemsizmiş gibi ama büyük bir gelişme aslında.